10 Mart 2014 Pazartesi

Aimee Carter : Tanrıçanın Mirası / Tanrıça Serisi 3. Kitap

                                                                                                        
Tanrıçanın Mirası   


TANITIM

Aşk ya da Yaşam.

Henry ya da Çocuğu. 

Ailesinin ya da Dünyanın Sonu.

Kate bir tercih yapmak zorunda...

Kate Winters, dokuz ay süren bir esaret boyunca kıskanç bir tanrıçaya, intikam peşinde olan bir Titana ve hiç beklemediği bir gebeliğe rağmen ayakta kalmayı başardı. Şimdi Tanrıların Kraliçesi doğmamış çocuğunu elinden almak istiyor ve Katein onu durdurması olanaksızdı; Kronos ile bir pazarlık yapana dek.

Titanların Kralı Kronos, Katein sadakati ve bağlılığına karşılık insanlığı bağışlayacak ve Katein çocuğunun kendisinde kalmasına izin verecektir. Ancak yine de Henryyi, Katein annesini ve konseyin geri kalanını yok etmeye kararlıdır. Kate anlaşmayı reddettiği takdirde ise dünya üzerindeki en son tanrı ve ölümlü kişi yok olana dek dünyayı yerle bir edecektir.

Sevdiği herkesin kaderi omuzlarındayken Kate imkânsız olanı başarmak zorundadır: Evrendeki en güçlü varlığı yenmenin bir yolunu bulmak, hem de sahip olduğu her şey pahasına olsa bile.

Bedeli ölümsüzlüğü olsa bile.

21 Şubat 2014 Cuma

Film Yorumum : Vampir Akademisi



   İlk olarak şunu bilmelisinizki ben bu serinin çok önceden beri hayranıyım.İlk kitabını tesadüfen almış sonra da diğer kitapların biran önce çıkması için yayınevlerine neredeyse tehdit mesajları yollayacak kadar da çok sevmiştim.Daha sonraları bu serinin de film yapılacağı duyurulmuştu ama aksilikler yok senarist seçme yönetmen seçme en sonda oyuncu seçme derken kaç yıl bekledim.
     

25 Ocak 2014 Cumartesi

G.A. Aiken : Ejderin Tutkusu

                                 TANITIM


Hayatımı, kanatlarımı ve üstün güzelliğimi tehlikeye atarak, yalnızca sevdiklerim uğruna, bu acımasız Kuzey Ellerine girdim. Ama kıymetimi bildiler mi? Hayır. Yakışıklı Gwenvael, en iyimiz sensin, tüm ejderhaların en güzelisin dediler mi? Hayır! Ailem asırlardan beri, doğuştan gelen ihtişamım ve alçak gönüllülüğümü bir türlü kabullenemedi. Fakat ben onlar için, tabii bir de cesur ve gözü pek olduğum için, bu toprakların en kötü kâbuslarına göğüs gereceğim. 

Bu yüzden şu anda bir anlaşma yapmak üzere Kuzeylilerin Canavar dedikleri kişiyi bekliyorum. Bu kişi o kadar korkulan bir yaratıktır ki, en büyük savaşçılar bile adını fısıldayarak söyler. Ama ben, Dayanılmaz ve Cesur Gwenvael, karşımdaki bu korkunç kadını… ne? Ahh… Şey, Canavar denen yaratık, yani Dagmar Reinholdt… bir kadın mı yani? 


24 Ocak 2014 Cuma

Çekilişim Sonuçlandı!

   


             Blogumun 1. Yılının doldurulmasının sevinci ile yaptığım çekiliş sonuçlandı!
Gönderdiğiniz alıntılar çok güzeldi.Bunun için hepinize çok teşekkür ederim.
Neyse lafı uzatmadan kazananı açıklıyorum.

18 Ocak 2014 Cumartesi

Samantha Young : Dublin Caddesi

 
                                   TANITIM
                                                                                

Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerikadan iskoçyaya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.

Bulduğu ev Dublin Caddesindeki havalı binalardan birindeydi.
Yolda bir adamla karşılaştı.
Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Bradenla.
Joss, Bradenın her zaman kolunda taşıdığı Barbşe kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu. 

Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir? 
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlesiniz?

                                           





   

Rupert Thomson : Mahremiyet Çıktı! (TANITIM)



1691 yılının Floransa’sı…
Rönesans daha gerçekleşmemiş, kentler büyük bir karanlık altında, herkes şüpheli, her şey yasak ve özgürlük ise ölümüne korkulan bir halde… Aydınlanma dönemi artık çok yakın ve toplumda bunun izlerini okumak mümkün olsa da, bilgi hâlâ en büyük güç ve sadece çok küçük bir zümrenin elinde…
Büyük suçlamalarla baş etmek zorunda kalan Geatano Zummo ise tüm bu karanlığın ortasında, kafasında aydınlanma fikirleri olan ama zor durumda kalan bir adam. Yirmi yaşındaki güzel kölesini önce serbest bırakmak, sonra da onu korumak adına hayatını ortaya koyan büyük bir kahraman… Kölesine duyduğu aşk, engizisyonun baskısı, siyasi çevrenin harareti, komplolar ve sonu gelmeyen entrikalar…
17. yüzyıl Fransa’sında geçen soluk kesen bir öykü, içinizi titretecek bir aşk hikâyesi, ayak oyunları, entrikalar ve ihanetlerle dolu bir çağın panoraması… Mahremiyet, adının aksine olmayan bir mahremiyeti ve bireysel dünyanın imkânsızlığını, aşkın karşı konulamaz halini ve cesaretin gücünü anlatıyor.


17 Ocak 2014 Cuma

Kerstin Gier : Zümrüt Yeşil / Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer 3


                                TANITIM

Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?

En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker.

Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak 
zorundadır. Örneğin hayatta kalmak...

Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontunun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.

Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır...