14 Mart 2013 Perşembe

Dünya Saati'ne Sizde Katılın !

              


Domino etkisinin nasıl olduğunu bilirsiniz. Belirli bir sistem içinde yer alan her şey birbirini etkiler. Birinin ilk taşı düşürmesiyle yepyeni bir tablo karşınıza çıkar. Bu değişimin ta kendisidir ve yalnızca bir kişinin adım atmasıyla başlar. Buradaki ilk domino sizsiniz! Değişimi başlatmak için gücünüz var. Siz ve sizin etkilediğiniz diğer domino taşları gezegenimiz için arzu ettiğimiz geleceği yaratmamızı sağlıyor.
Dünya Saati, her yıl iklim değişikliği başta olmak üzere gezegenimizin karşı karşıya olduğu çevre sorunlarının çözümünde herkese rolünü hatırlatıyor. Bir insanın tek başına yaptığı değişim daha sonra etrafına ilham veriyor. Dünya Saati'ni dünyanın en büyük küresel çevre hareketi yapan, bireylerin değişime olan inancı, değişim için yaptıkları. Bu yüzden Dünya Saati'nde sembolik olarak kapatılan ışıklar enerji tasarruf etmekten ziyade gezegenimizin geleceği için bireyler ve kurumlar olarak doğaya uyumlu, sade yaşamın yollarını aramak için değişim kararı almak yapılan başlangıcı simgeliyor.



    Dünya Doğayı Koruma Vakfı'yla 2007 yılında Sidney kentinde başlatılan bir etkinlik.Etkinlikten geçen sene haberim olmuştu ve keşke daha önceden haberim olsaydı demiştim.

         Konunun kitapla bir ilgisi olmadığını biliyorum ama günümüzdeki iklim değişikliği ve çevre sorunlarına dikkat çeken bu olaya lütfen sizde 23 Mart 2013 cumartesi 20:30-21:30 saatleri arasında ışıklarınızı bir saatliğine de olsa kapatarak destek verin.

http://www.dunyasaati.org/bireysel-katilim  bu bağlantıdaki formu doldurarak sizde destek olduğunuzu gösterebilirsiniz.













13 Mart 2013 Çarşamba

Karen Marie Moning : Ateş Dizisi / Karanlık Ateş


                      


     
           İlk olarak aynı kitabın iki farklı kapağını paylaşmamın sebebi aradaki farka dikkat çekmek istemem.İkinci kapak ne kadar güzelken birincisi konuyla alakasız ve hiç beğenmedim.Bendeki şansa bakın ki bendekinin kapağı birincisiyle aynı.

          Neyse biz kitabın içeriğine dönelim.Kitap Mac'in ablasının ölüm haberini  alması ve katilinin bulunması için İrlanda'ya gitmesiyle başlıyor.Bütün olaylar İrlanda'da geçiyor (bence artık farklı ülkelere yönelme zamanı gelmişti).

     İrlanda'da geçirdiği sürede kendisiyle ilgili bazı gerçekleri öğreniyor.Kendisi bir Sidhe-kahinidir.Bu da ona Faelerin gerçek yüzünü görmesi gibi bir özellik kazandırıyor.
        
       Her kitapta olduğu gibi bu kitaptada yakışıklı-gizemli bir baş erkek karakter vardı.Jericho Barrons.Yanlız tahminimin aksine ikisi birbirine aşık olmuyor.Hatta Mac hiç kimseden hoşlanmıyor.

          Birde yakışıklı prens V'lane var.Onunda iyi mi kötü mü olduğunu anlayamadım.Kitaptaki en komik kısımlardan biri (aslında onun için hiç komik değildi.) Mac'in prensin etkisi yüzünden sürekli kıyafetlerini çıkarıyor olması ama bunun farkında olmamasıydı.

             Seride hiç kavga sahneleri olmaması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.Gerçi sonlara doğru varla yok arasında bir kavga oldu.Kitabın sonunuda öyle bir bitirdiler ki!İkinci kitabını en yakın zamanda almayı planlıyorum.

               Bu tarzı seviyorsanız Yasmine Galenorn'un yazdığı seriyi öneririm.


                                                                        İyi Okumalar!


     

Alyson Noel : Ölümsüzler Serisi

             ÖlümsüzlerMavi Ay Ölümsüz Aşk /  Ölümsüzler


      "Korkunç bir kazada anne ve babasını kaybeden on altı yaşındaki Ever Bloom, insanların auralarını görmeye, düşüncelerini duymaya ve sadece dokunarak tüm hayat hikayelerini anlamaya başlamıştı. 
        İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçan ve yeteneklerini bastırmaya çalışırken yoldan çıkan Ever'ın yeni lisesinde kaçık yaftası yemesi de uzun sürmeyecekti. Ancak çok geçmeden Damen Augustela tanışan Ever için yeniden mutluluk umudu doğdu. Damen yakışıklı, sıradışı ve çekici bir tipti. Dahası asil bir ailedendi. Ever'ı yiyip bitiren onlarca dert ve düşünceden genç kızı sıyırabilen tek kişi oydu. Öyle yoğun bir sihri vardı ki, adeta doğrudan Ever'ın ruhunu görüyordu. Ever sır ve gizemin çekici dünyasında derinlere indikçe, aradığı cevaplar yerine daha fazla soruyla karşılaştı. Damen'ın kim -ya da ne- olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. Adı gibi bildiği tek şey ise ona sırılsıklam ve çaresizce aşık olduğuydu."


11 Mart 2013 Pazartesi

Kiera Cass : The Selection/Beni Seç

              


  
     The Selection ya da türkçe adıyla Beni Seç ne güzel kitaptı öyle.Böyle özgün bir seri çok nadir rastlanır.O yüzden yazarın kıymetini bilelim. Üstelik grip olduğum bu son günlerde ilaçtan daha iyi geldi bana.

      Kitabı bu kadar geç okuduğum için hem pişmanım hem de çok mutluyum.Pişmanlığımı okuyan herkes anlamıştır ama neden mutluyum diye sorarsanız nedeni ikinci kitabı çıkmasını ilk çıktığı zaman okuyanlardan daha az beklemem derim :)

          Aslında kitabı hemen alıp okuyacaktım ama 299 sayfa olduğunu görünce cesaret edemedim.Herkes gibi kitap daha çıkmadan serinin hayranı olmuştum ve okumaya başlar başlamaz kitabı bitireceğimi biliyordum.Ama sonunda dayanamadım ve bir çırpıda bitirdim.

         Kitaptaki olaylara gelirsek...
        
         İlk bölümlerde Aspen'in tarafını tutuyordum.Bizim fakir ama gururlu Aspen'imiz.Ta ki America'yı saçma bir olay yüzünden terk edene kadar.
          
    Prens Maxon.Yakışıklı,kibar,mütevazi Maxon.America onunla ilk tanıştığında onu biraz ukala bir tip olarak görmüştüm.Daha sonraki olaylarda fikrim tabiki değişti.Anladığınız gibi America'nın Maxon'ı seçmesini dilerim.
            
        En gıcık kaptığım karakter Celeste.Özellikle röportaj gününde zorla America'yla kıyafetlerini değiştirmeye zorlaması beni çileden çıkardı! :) 

          Asiler olayı çok ilginçti.Özellikle ne aradıklarını (tabi bir şey arıyorlarsa) merak ediyorum.Bir de America'nın arkadaşı Marlee neden saraydan gitmek istemiyor?Asilerin casusu olabilir mi?İkinci kitapta umarım bunu öğrenebiliriz.

           Kitapta America'nın kapaktaki elbiseyi giymesini bekledim ama olmadı.Bunu söylüyorum çünkü daha okumayan varsa bu beklenti içinde okumasınlar.Bir de doğum günü partisinde keman çalması yerine şarkı söyleseydi daha iyi mi olurdu acaba?Neyse artık olan olmuş diyorum ve ikinci kitabı merakla bekliyorum.

              Kitabın dizisinin çekildiğini ve eğer pilot bölüm onayını alırsa sonbaharda izleyebileceğimizi söylemek istiyorum.Zaten bu kitabı anlatmak ancak diziyle olurdu.Filmi çekilseydi ne kadar sahnenin atlayarak çekileceğini düşünmek bile istemiyorum.


                                                                   İyi Okumalar!
              
          





8 Mart 2013 Cuma

Reşat Nuri Güntekin : Çalıkuşu


   
      Eveet.Uzun bir aradan sonra yine yepyeni bir kitapla karşınızdayım.Bu sefer ülkemizde bir klasik olan Çalıkuşu kitabını okudum ve gerçekten sevdim.
         
       Genellikle bu tarz klasikleri okumaktan pek hoşlanmam.Çünkü çok fazla osmanlıca ve arapça kelimeler geçiyor ve anlamlarına bakarak okuyayım derken kitabın tadı kaçıyor.Çalıkuşu'nda da bu kelimeler vardı ama çok sık geçmiyordu.Bu da anlamayı kolaylaştırıyor.Ayrıca yazarın dilinin ne kadar akıcı olduğuna dair bir şey söylemeye gerek bile görmüyorum.
           
        Kitabın konusuna gelirsek Fransız Lisesi mezunu Feride nişanlısını ve ailesini İstanbul'da bırakarak Anadolu'da küçük bir köyde öğretmenlik yapmaya karar verir.Gittiği her yerde bir kadın olarak bağımsız yaşamaya çalışmasının zorluklarını görür.Aynı zamanda kitapta gittiği her yerde Kurtuluş Savaşı'nın etkilerini de görülüyor.

        Kitap çok eğlenceliydi.Romanda  en sevdiğim karakter  ki diye sorsanız herhalde size en az Feride kadar komik ve eğlenceli olan Doktor Hayrullah'tı derim.
         
          Kitapla ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.Çalıkuşu ilk kez 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve aynı yıl kitap olarak basılmıştır. Beşinci baskısından sonra eser, 1939 yılında bizzat Reşat Nuri Güntekin tarafından sonra tekrar yayımlanmıştır.   



                                                                     İyi Okumalar!


  




25 Şubat 2013 Pazartesi

Elif Şafak / Aşk



 Kitapla ilgili yorumumu yapmadan önce Elif Şafak'ın kendi resmi sitesinden ulaşabileceğiniz etkileyici biyografisini paylaşmak istiyorum.
  
   Biyografisi

1997'den beri sekizi roman olmak üzere 12 eser veren Elif Şafak'ın, 2009 yılında yayımlanan Aşk adlı romanı Türk edebiyat tarihinin en kısa sürede en çok satan edebi eseri olmuştur. 2010 yılında TED Global'deki konuşması internet üzerinden yaklaşık 1,5 milyon kişi tarafından dinlenmiştir. Twitter'da bir milyona yakın takipçisi vardır.
Eserleri otuz dile çevrilen Elif Şafak'ın romanları, Viking, Penguin, Rizzoli ve Phebus gibi dünyanın en önemli yayınevleri tarafından yayımlanmaktadır. 2010 yılında Fransa'nın en prestijli ödüllerinden Sanat ve Edebiyat Şövalyesi nişanına layık görülmüştür.
Strasbourg doğumlu Elif Şafak, çocukluğunu ve gençliğini Ankara, Madrid, Amman, Köln, İstanbul, Boston, Michigan ve Arizona'da geçirdi. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi, yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümü'nde, doktorasını ise siyasetbilimi alanında tamamladı.
İlk romanı Pinhan ile 1998 Mevlânâ Büyük Ödülü'nü alan Şafak, 1999 yılında Şehrin Aynaları ve 2000 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü kazandığı Mahrem adlı romanlarını yayımladı. Ardından geniş bir okur kitlesine ulaşan Bit Palas ve İngilizce kaleme aldığıAraf ile adından söz ettiren Şafak, 2006 yılında senenin en çok okunan kitabı Baba ve Piç'i yayımladı. Ardından aylarca satış listelerinden inmeyen ilk otobiyografik kitabı Siyah Süt'ü yazdı. Son romanı İskender 2011'de yayımlandı.
Med-Cezir (2005), Firarperest (2010) ve Şemspare (2012) kadınlık, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat konulu köşe yazılarının bir araya getirildiği eserlerdir. Katkıda bulunduğu başlıca gazetelerHabertürk, The Guardian, The New York Times'tır.
Yazarın aldığı diğer ödüllerine web sitesinden ulaşabilirsiniz.





   Evet sizinde en az benim kadar etkilendiğinizi farz ediyorum.Şimdi kitapla ilgili yorumuma gelirsek.Gerçekten bayıldım.Tekrar tekrar okunacak bir kitap.Her sayfasında sizi düşündürüyor.Bu yüzden kitabı birden yalayıp yutmak yerine yudum yudum okumanızı tavsiye ederim :)Akıcı ve anlaşılırdı.Bu yüzden okurken sıkılmayacağınız bir kitap. Kitabını diğer kitaplarıyla karşılaştırmak isterdim ama şimdilik sadece bu kitabını okudum.Şimdilik diyorum çünkü eğer diğer kitapları da en az bu romanı kadar güzelse okumak için sabırsızlanıyorum.
  Kitabın konusu Mevlana ve Tebriz-i Şems'in arasında geçen konuşmaları anlatıyor.Aslında pek konuşma diyemem daha çok Tebriz-i Şems'in Mevlana'ya dine farklı bir bakış açısıyla bakmasına yardım etmesini anlatıyor.
   
                                                    İyi Okumalar!