5 Mayıs 2013 Pazar

Lesley Hauge : Hiçbir Erkeğin Olmadığı Yer


                                                                      
                                                                     TANITIM

Ne yazık ki korkulan gerçekleşmiş, büyük bir felaketle birlikte, insanlığın yüzyıllar içinde oluşturduğu medeniyetten geriye çok az şey kalmıştı. İklimler değişmiş, doğal bitki örtüsü zarar görmüştü. Felaket sonrası doğan çocukların çoğu hastalıklıydı. Güvenli olmayan yeni karada hayat koşulları zordu.

Tüm bu yıkım ve felakete rağmen sadece kadınlardan oluşan bir topluluk, "Kurtarılmış Topraklar" dedikleri bir adada yeni bir hayat kurmuştu. Savaşçı ve güçlüydüler. Bu yeni düzende duygusallığa, arkadaşlığa, modaya ve kadınları geri bıraktığı düşünülen aşka yer yoktu. Özgürlüğün bir bedeli vardı. Geçmişin bedeli ödenmeli, toplum arındırılmalıydı.

Bu korunaklı düzen, katı kuralların gölgesinde senelerce sürüp gitti. Ta ki, cesur bir genç kız ve arkadaşları, geçmişin kalıntıları arasında göz kamaştırıcı eşyalarla dolu bir oda bulana kadar.

Hiçbir Erkeğin Olmadığı Yer, hayatın rengini, umudu ve sevgiyi arayan genç kızların maceralarla dolu eşsiz hikâyesi.


                                                                     YORUMUM

      Rastgele aldığım bir kitaptı.Bu yüzden fazla hayal kırıklığına uğramadım.Bence konusu ilginçti ve gerçekten güzel şeyler çıkabilirdi ama olmamış.Artık yazarın ilk kitabı olduğundan mıdır ya da erkek olmadığı sürece konu mu ilerlemiyor bilmiyorum ama kitap beni pek sarmadı.Yinede zorladım ettim ve kitabı bitirdim.
   
    Konusundan şöyle biraz bahsetmek gerekirse ...Keller birçok kız gibi izci olmak için bir adada eğitim görmektedir.Bir gün bu izcilerden Laing Keller'ı ve başka birkaç kızı gizli bir yeri göstermeye davet eder.Keller her ne kadar kurallara bağlı bir kız olsa da merakına yenik düşer ve onlarla birlikte gider (Bu yerin sonradan yer altında kalmış bir apartman dairesi olduğunu fark ediyorsunuz).Bu yer büyük felaketten sonra kalma eşyalarla doludur ve bu eşyalar kızların aklını başından alır.Onlar bu yere gidip dururken adaya komite üyeleri gelir.Onlar da aslında kızların bulduğu yeri aramaktadırlar (Aslında bu bilgiyi kitabın sonunda öğreniyorsunuz ama baştan tahmin ediyorsunuz).

   Kitap aşağı yukarı bu şekilde sürüyor ve yazar adanın dışında neler olduğu belkide sadece bir cümlesinde bahsetmiş ve erkeklere gelirsek adada neden onların olmadığıyla ilgili olarak da müdürün erkeklere karşı büyük bir nefret ve kin beslemesini görüyoruz.Artık geçmişte bir erkek kalbini mi kırmış nedir bilemem.

Yazar tahminimce hikayeyi daha ilginç kılmak için kitabın sonlarına kadar hiçbir bilgi vermiyor ama bu hikayeyi ilginç kılmak yerine sıkıcı yapmış.Tamam bütün bilgileri versin demiyorum ama heyecanı korumak adına azıcık bilgi kırıntıları atsaydı  önüme daha iyi olabilirdi.

  Sonlara doğru kitabın temposu biraz yükseldi ama bu bile kitabı kurtarmaya yetmedi. Devamı gelecek şeklinde bitmiş  ama şimdilik ikinci bir kitaba dair haber bulamadım.Zaten ikinci kitap çıksa da alacağımı zannetmiyorum.

                                                                  
                                                                                                          İyi Okumalar! 
 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder